Gargacıların şehri: 150 yıllık fotoğraflarla Mağusa
Surların dibinde yelkenliler, palmiyeler arasında Lala Mustafa Paşa Camii, 1938'de limana demirleyen Hamidiye… Mağusa'yı sevenler için 1878'den bugüne fotoğraflı bir yolculuk — ve "gargacı" adının hikâyesi.

Mağusa'yı sevenler bilir: bu şehir insanı bir kere tutunca bırakmaz. Surların dibinde denizin sesi, Lala Mustafa Paşa'nın gölgesi, Namık Kemal Meydanı'nda akşamüstü… Ve bir de o isim: Gargacılar. Kimine göre takılma, kimine göre onur nişanı; Mağusalının kendine taktığı en sevimli lakap.
Bu yazı Mağusa sevdalıları için bir albüm: 1878'den 1938'e, adaya ilk fotoğraf makinesinin geldiği yıllardan bugüne uzanan, telifi açık arşivlerden derlenmiş kareler — ve "gargacı" adının hikâyesi.
"Gargacı" adı nereden gelir?
Kesin bir cevap yok; anlatılan iki hikâye var ve ikisi de şehrin hafızasında yan yana yaşıyor.
Birincisi, Mağusa Öyküleri kitabında (Okan Dağlı, Dervişe G. Kutlu, Selma Gürani) aktarılan rivayet: İkinci Dünya Savaşı yıllarında adada, özellikle de Mağusa'da ağır bir kıtlık yaşanıyor. Liman hareketli, gemi mürettebatı ve liman işçileri akşamları meyhanelerde. Anlatılana göre Aşçı Hasan'ın ve Foki'nin meyhanelerinde akşamcılara güvercin palazı diye servis edilen şey, surlarda ve hendekte yeşillik yiyen küçük simsiyah gargalardır. Hikâye dilden dile dolaşır; Mağusalıya "gargacı" denmeye başlar.
İkinci anlatı daha yalın: Mağusa'nın surlarında ve hendeklerinde gargalar her zaman çoktu — hâlâ da öyle. Şehrin kuşu gargaysa, şehrin insanı da gargacıdır.
Hangisi doğru olursa olsun, Mağusa lakabı benimsedi. Mağusa Türk Gücü gargayı armasına taşıdı, taraftarı kendine "Ultra Crows" dedi; Gazimağusa Belediyesi de kentin simgesi olarak gargayı sahiplendi. Rakip tribünlerden "gargacılar geldi" diye seslenilmesi bugün şehirde alınganlıkla değil gülümsemeyle karşılanır.
Fotoğraflarla 150 yıl
Mağusa Limanı, 1878. İskoç gezgin-fotoğrafçı John Thomson adaya İngiliz yönetiminin geldiği yıl buradaydı: surların dibinde yelkenliler, rıhtımda kayıklar. Bugün aynı surlar, aynı deniz. — Fotoğraf: John Thomson, 1878 — Wellcome Collection / Wikimedia Commons (CC BY 4.0)
Suriçi, 1878. Taş yığınlarının arasından yükselen gotik kemerler — Thomson'un karesinde Mağusa, yüzyılların yorgunluğunu hâlâ üzerinden atamamış bir şehir. — Fotoğraf: John Thomson, 1878 — Wellcome Collection / Wikimedia Commons (CC BY 4.0)
Mağusa harabeleri, 1878. Venedik'ten kalan kiliselerin iskeleti; o yıllarda suriçinde birkaç yüz kişi yaşıyordu. — Fotoğraf: TIMEA arşivi, 1878 — Wikimedia Commons (CC BY-SA 2.5)
Eski Venedik limanı Mağusa'nın güneybatı kapısı — bugün Kara Kapı dediğimiz yön — 1880 tarihli bir gravürde. — Gravür: Stevenson, 1880 — Wikimedia Commons (kamu malı)
Mağusa Limanı, 1880. Gravürde Othello Kulesi'nin gölgesinde demirlemiş tekneler; liman o yıllarda Doğu Akdeniz'in uğrak duraklarından biriydi. — Gravür: Stevenson, 1880 — Wikimedia Commons (kamu malı)
"Mağusa harabeleri arasında", 1889. Dönemin gezginleri suriçini böyle çizdi: taş, sessizlik ve ufukta deniz. — Gravür, 1889 — Wikimedia Commons (kamu malı)
Lala Mustafa Paşa Camii (eski Aya Sofya Katedrali), 1900. Palmiyelerin arasında tek başına yükseliyor — bugün Namık Kemal Meydanı'nı dolduran kalabalık o gün yoktu, cami aynıydı. — Fotoğraf: TIMEA arşivi, 1900 — Wikimedia Commons (CC BY-SA 2.5)
Surların önünde demirlemiş gemiler, 1900. Mağusa'nın asırlık ritmi: taş duvar, rıhtım, yelken. Yüz yirmi altı yıl sonra aynı açıdan bakınca değişen yalnızca gemiler. — Fotoğraf: TIMEA arşivi, 1900 — Wikimedia Commons (CC BY-SA 2.5)
Deniz surları ve kule, 1900. Dönemin İngiliz gezginleri bu kuleyi Shakespeare'in Othello'suna gönderme ile "Desdemona Kulesi" diye anıyordu — Mağusa'nın edebiyata sızmış hâli. — Fotoğraf: TIMEA arşivi, 1900 — Wikimedia Commons (CC BY-SA 2.5)
Mağusa Limanı, 1905 dolayları. Rıhtım dolmaya, şehir surların dışına taşmaya başlıyor. — Fotoğraf: Mustafa Özhakkı arşivi — Wikimedia Commons (serbest kullanım)
Hamidiye Zırhlısı Mağusa Limanı'nda, 20 Haziran 1938. Balkan ve Birinci Dünya Savaşı'nın efsane gemisi iki gün limanda kaldı; Mağusa o günleri yıllarca anlattı. — Fotoğraf: 1938 — Wikimedia Commons (kamu malı)
Bugün: meydanda bir garga
Lakap 2019'da bronza döküldü. 23 Mart 2019'da Gazimağusa'nın Anıt Çemberi bölgesinde, Azerbaycanlı heykeltıraş Vahid Novruzov'un yaptığı 1,5 metre yüksekliğinde, 3,5 metre uzunluğunda bronz Karga Heykeli açıldı. Dönemin Belediye Başkanı İsmail Arter açılışta garganın şehri neden simgelediğini anlattı: kentte kargaların yoğunluğu, savaş yıllarındaki kıtlığa dair rivayetler ve surlarla hendeklerde bugün de görülen gargalar. Turizm Bakanı Fikri Ataoğlu ise futbol maçlarında rakip taraftarların sahaya karga bırakıp "gargacılar geldi" diye bağırdığına bizzat tanık olduğunu söyledi.
Heykel tartışma da yarattı — "aceleye geldi" diyenler oldu — ama şehrin kendi şakasını anıtlaştırması Mağusa'ya yakışan bir özgüvendi. Çocuklar bugün o garganın sırtına tırmanıp fotoğraf çektiriyor.
Sizin albümünüzde hangi Mağusa var?
Bu yazıdaki kareler 1938'de bitiyor; sonrası sizin sandıklarınızda. Kale'de çekilmiş düğün fotoğrafları, Palm Beach'te bir yaz, Maraş'ta bir vitrin, Bandabuliya'da bir tezgâh, MTG'nin bir maçı… Yorumlara bırakın, en güzellerini derleyip yayımlayalım.
Bu yazıyı Mağusa'yı sevenlere — ve onları bir araya getiren Mağusa Sevdalıları (Gargacılar) topluluğuna — armağan ediyoruz. Gargacılar, şehriniz güzel; fotoğraflar sizi bekliyor.
Fotoğraflar Wikimedia Commons üzerinden kamu malı ve Creative Commons lisanslı arşivlerden derlenmiştir; her karenin altında kaynağı ve lisansı yazılıdır.
Kıbrıs'ın kaydını kaçırma
Her gün bir "Kıbrıs'ın Hikâyesi", son dakika ve günün özeti — takipte kal.
İlgili Kayıtlar
Cylingo Kıbrıs Sözlüğü, Dünya Zirvesi Ödülleri'nde Kültür adayı oldu
Kıbrıs'a özgü kelimeleri derleyen dijital sözlük projesi Cylingo, 24. Dünya Zirvesi Ödülleri'nde Kültür ve Miras kategorisinde Kıbrıs'ın adayı gösterildi. Proje, uluslararası jüri değerlendirmesi için başvurusunu 9 Ekim 2026'da tamamladı.

Sinekçi belgeseli Antakya Film Festivali'nde ödül kazandı
Kıbrıs'ta sıtmaya karşı verilen mücadeleyi anlatan The Flycatcher (Sinekçi) belgeseli, Antakya Uluslararası Film Festivali'nde En İyi Uzun Metrajlı Belgesel ödülünü aldı. Film daha önce Stockholm City Film Festivali'nde de aynı kategoride ödüllendirilmişti.

Girne Belediyesi Oda Tiyatrosu sezonu Robin oyunuyla açılıyor
Girne Belediyesi Oda Tiyatrosu, yeni sezonunu Robin adlı oyunla açıyor.

Lefkoşa Belediye Tiyatrosu yeni sezonu iki oyunla açıyor
Lefkoşa Belediye Tiyatrosu, 2026-2027 sezonunu 19 Ekim'de 'Bir İhtimal Kabare' ve 23 Ekim'de 'Yanlışlık' oyunlarıyla açacak. Biletler gişekibris.com ve LBT gişesinden satılacak.
