Perşembe, 1 Ekim 2026 · Lefkoşa

KAYITKIBRISKIBRIS'IN KAYDI✦✦KKTCKayıtKıbrıs

Sağlık

Ürtiker toplumda her 5 kişiden birini etkiliyor

Çocuk Alerji ve İmmünoloji Uzmanı Prof. Dr. Arzu Babayiğit, halk arasında kurdeşen olarak bilinen ürtikerin her zaman gıdaya bağlı olmadığını belirterek 6 haftayı aşan şikayetlerde uzman değerlendirmesinin önemine dikkat çekti.

Ürtiker toplumda her 5 kişiden birini etkiliyor

Halk arasında “kurdeşen” olarak bilinen ürtiker, toplumda her 5 kişiden birinin hayatının en az bir döneminde karşılaştığı yaygın bir tablo olarak öne çıkıyor. Çocuk Alerji ve İmmünoloji Uzmanı Prof. Dr. Arzu Babayiğit, ürtikerin her zaman gıdaya bağlı olmadığını belirterek doğru bilinen yanlışlara dikkat çekti.

Babayiğit, deride aniden ortaya çıkan, etrafı kızarık, ortası soluk ve kabarık döküntülerle kendini gösteren ürtikerin en belirgin özelliğinin, genellikle 24 saat içinde iz bırakmadan kaybolup vücudun başka bir yerinde tekrar belirmesi olduğunu ifade etti.

Ürtikerin yönetiminde en önemli kriterin hastalığın süresi olduğunu belirten Babayiğit, 6 haftadan kısa süren tabloların akut ürtiker olarak adlandırıldığını, bunların çocuklarda sıklıkla geçirilen enfeksiyonlar, böcek sokmaları, ilaçlar veya gıdalar gibi belirgin bir tetikleyici sonrası aniden gelişebildiğini kaydetti. Döküntülerin 6 haftayı aşması halinde ise kronik ürtikerden söz edildiğini, bu durumda nedenin sıklıkla dış etkenler değil, bağışıklık sisteminin kendi dokularına aşırı yanıt vermesi yani otoimmünite olduğunu açıkladı.

Ürtikerin bulaşıcı olmadığını vurgulayan Babayiğit, hastaların ve ailelerin her atağı bir yiyeceğe bağlayarak beslenme listelerini tehlikeli boyutta kısıtlayabildiğini, özellikle kronik vakaların büyük kısmında temel nedenin gıdalar olmadığını belirtti. Bilim dışı ve kulaktan dolma alternatif yöntemlerin doğru tedaviye ulaşmayı geciktirmekten başka bir işe yaramadığını söyledi.

Ürtiker ve Anjiyoödem

Ürtikere sıklıkla derinin daha derin katmanlarının şişmesiyle seyreden anjiyoödemin de eşlik edebileceğini belirten Babayiğit, özellikle göz kapaklarında, dudaklarda veya dilde belirgin şişliklerle karakterize olan bu durumun nefes borusunu etkilemesi halinde hayati risk oluşturabileceğini ifade etti.

Babayiğit, ürtikere dudak, dil veya boğazda belirgin şişlik, nefes almada güçlük, ses değişikliği, yutma güçlüğü, baş dönmesi/bayılma ya da dolaşım bozukluğu belirtilerinin eşlik etmesi halinde bu tablonun basit bir “kurdeşen atağı” olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, anafilaksi açısından acil tıbbi değerlendirme gerektiğini vurguladı.

Çocukluk çağında görülen ürtikerlerin büyük bir kısmının basit enfeksiyonlara bağlı geçici ataklar olduğunu belirten Babayiğit, ailelerin döküntülerin süresini izlemesi ve mutlaka bir alerji/immünoloji uzmanı rehberliğinde hareket etmesi gerektiğini kaydetti. Standart antihistaminik tedavilerden bağışıklık sistemini hedefleyen biyolojik ajanlara kadar güçlü tedavi seçeneklerinin bulunduğunu belirten Babayiğit, 6 haftayı geçen tekrarlayan kaşıntılı döküntülerde uzmanların önereceği kişiye özel basamaklı tedavi yaklaşımları ve güncel biyolojik ilaçlar sayesinde ürtikerin tamamen kontrol altına alınabileceğini söyledi.

Kıbrıs'ın kaydını kaçırma

Her gün bir "Kıbrıs'ın Hikâyesi", son dakika ve günün özeti — takipte kal.

İlgili Kayıtlar