18 Ekim Dünya Menopoz Günü: Uzmandan menopoz hakkında bilgilendirme
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Mürüde Çakartaş Dağdelen, 18 Ekim Dünya Menopoz Günü dolayısıyla menopozun bir hastalık değil doğal bir yaşam evresi olduğunu belirtti.

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Mürüde Çakartaş Dağdelen, 18 Ekim Dünya Menopoz Günü kapsamında yaptığı açıklamada menopozun bir hastalık olmadığını, kadın yaşamının doğal bir geçiş dönemi olduğunu vurguladı.
Dağdelen, tıbbi olarak başka bir neden olmaksızın 12 ay boyunca adet görülmemesi durumunun menopoz olarak kabul edildiğini, kadınların genellikle 45-55 yaşları arasında, ortalama 50-51 civarında menopoza girdiğini belirtti. Menopoz öncesinde 'perimenopoz' denilen ve birkaç yıl sürebilen bir geçiş döneminin bulunduğunu, bu dönemde kadının hâlâ adet görebileceğini ancak hormon seviyelerinde dalgalanmalar başladığını söyledi.
Belirtiler ve riskler
Dağdelen, adet düzenindeki değişiklikler, sıcak basmaları, gece terlemeleri, uyku bozukluğu, çarpıntı, baş ağrıları, kas-eklem yakınmaları, huzursuzluk, kaygı ve konsantrasyon güçlüğünün menopoz belirtileri arasında yer aldığını aktardı. Ancak her unutkanlık veya yorgunluğun menopoza bağlanmaması gerektiğini, tiroid hastalıkları, kansızlık, vitamin eksiklikleri, depresyon ve uyku bozukluklarının da benzer şikayetlere yol açabileceğini belirtti.
Menopozun cinsel yaşamı da etkileyebildiğini, östrojen azalmasıyla vajinal kuruluk ve hassasiyet gelişebileceğini söyleyen Dağdelen, bu durumların vajinal nemlendiriciler, kayganlaştırıcılar veya gerektiğinde lokal hormonal tedavilerle değerlendirilebileceğini kaydetti.
Ne zaman uzmana başvurulmalı
Dağdelen, 12 ay adet görmedikten sonra yeniden kanama yaşanması, çok yoğun veya uzun süren kanamalar, adetler arası kanama, ilişki sonrası kanama, açıklanamayan pelvik ağrı ya da 40 yaşından önce adetlerin kesilmesi durumlarında kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurulması gerektiğini vurguladı.
Kemik, kalp ve metabolik sağlık
Menopoz sonrasında östrojenin azalmasıyla kemik kaybının hızlanabileceğini, osteoporoz ve kırık riskinin artabileceğini belirten Dağdelen, risk faktörlerine göre kemik mineral yoğunluğu ölçümü yapılabileceğini, direnç ve ağırlık egzersizlerinin, yeterli protein alımının, kalsiyum ve D vitamini takibinin önemli olduğunu söyledi.
Kilo artışının yalnızca menopoza bağlanamayacağını, yaşla birlikte kas kütlesi azalması, enerji ihtiyacındaki değişim ve fiziksel aktivite azalmasının da etkili olduğunu belirten Dağdelen, hedefin yalnızca tartıya değil kas kütlesinin korunmasına ve metabolik sağlığın sürdürülmesine odaklanmak olduğunu kaydetti. Menopoz sonrası dönemde kolesterol, kan basıncı ve insülin duyarlılığında değişiklikler görülebileceğini belirterek düzenli kontrollerin önemine dikkat çekti.
Hormon tedavisi
Hormon tedavisiyle ilgili iki uç yaklaşımın da doğru olmadığını belirten Dağdelen, tedavinin kişiye özel planlanması gerektiğini, yaş, menopozdan geçen süre, rahim durumu, meme sağlığı ve aile öyküsü gibi faktörlerin birlikte değerlendirildiğini söyledi. Genel olarak 60 yaşından genç veya menopoz başlangıcından itibaren ilk 10 yıl içindeki kadınlarda yarar-risk dengesinin çoğu zaman olumlu olabileceğini belirtti.
Meme kanseri riskinin kullanılan hormonun türüne, süresine ve kişisel risk faktörlerine göre değiştiğini, tedavinin korku üzerinden değil yarar-risk dengesiyle planlanması gerektiğini vurguladı. Bazı sağlık durumlarında sistemik hormon tedavisinin uygun olmayabileceğini, tedavinin tablet dışında bant, jel ve lokal uygulamalar şeklinde de olabileceğini aktardı.
Biyoözdeş hormon tedavisi hakkında da açıklama yapan Dağdelen, ruhsatlandırılmış ve standart dozları belirlenmiş biyoözdeş hormon preparatlarının bulunduğunu, kişiye özel hazırlanan 'compounded' karışımların standart ürünlerden daha güvenli olduğuna dair yeterli bilimsel kanıt olmadığını belirtti.
Dağdelen, hormon tedavisinin amacının kadını gençleştirmek olmadığını, menopoz belirtilerini azaltmak ve yaşam kalitesini artırmak olduğunu söyledi. Sözlerini "Menopoz kadınlığın sona ermesi değildir. Menopozdan korkmayın, belirtilerinize sessizce katlanmayın, menopozu da ihmal etmeyin" diyerek tamamladı.
Kıbrıs'ın kaydını kaçırma
Her gün bir "Kıbrıs'ın Hikâyesi", son dakika ve günün özeti — takipte kal.
İlgili Kayıtlar
Uzman Dr. Bozgeyik: 'Her sakarlık dispraksi değildir'
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Kasım Bozgeyik, 12-18 Ekim Dispraksi Farkındalık Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada, çocuklardaki sürekli beceriksizlik belirtilerinin dispraksinin habercisi olabileceğini belirtti. Bozgeyik, ailelere çocukları 'tembel' veya 'beceriksiz' gibi ifadelerle yaftalamamaları uyarısında bulundu.

Faika Kavasoğulları için Lefkoşa'da acil kan bağışı çağrısı
Dr. Burhan Nalbantoğlu Hastanesi'nde tedavi gören Faika Kavasoğulları (Arsal) için 0 Rh pozitif kan bağışçısı aranıyor. Aile, bağış yapmak isteyenlerin Talasemi Merkezi'ne başvurmasını istedi.

Milletvekili Rogers: Genetik testler ticari kazanç kapısı değil
Bağımsız Milletvekili Jale Refik Rogers, hükümetin yayımladığı Genetik Laboratuvarları Tüzüğü'nün uzman personel zorunluluğu olmadan laboratuvarların genetik test yapmasının önünü açtığını savunarak düzenlemeyi eleştirdi.

KTDTO Başkanı Ulutekin, diş hekimi Özkurt'un Cengiz Topel'den alınmasını eleştirdi
Kıbrıs Türk Diş Tabipleri Odası Başkanı Turhan Ulutekin, 10 yıldır Cengiz Topel Hastahanesi'nde görev yapan diş hekimi Mine Oğuzcan Özkurt'un kadroya geçişinin ardından Camlıbel'de görevlendirilmesini eleştirdi.
