Çarşamba, 9 Eylül 2026 · Lefkoşa

KAYITKIBRISKIBRIS'IN KAYDIKKTCKayıtKıbrıs

Sağlık

Batı Nil Virüsü ile mücadelede merkezi ve koordineli yaklaşım çağrısı

Batı Nil Virüsü'nün insandan insana bulaşmadığı, temel taşıyıcının sivrisinekler olduğu hatırlatılarak KKTC'de kurumlar arası koordinasyonla merkezi bir mücadele sistemi kurulması önerildi.

Batı Nil Virüsü ile mücadelede merkezi ve koordineli yaklaşım çağrısı

Batı Nil Virüsü yeniden ülke gündeminde. Uzmanlara göre virüs normal şartlarda insandan insana bulaşmıyor; aynı ortamda bulunmak, tokalaşmak, sarılmak, öksürmek veya hapşırmak hastalığı yaymıyor. Virüsün temel taşıyıcısı sivrisinekler.

Mekanizma şöyle işliyor: Sivrisinek, virüs taşıyan bir kuşu ısırarak virüsü alıyor, ardından insanı ısırdığında hastalığı bulaştırabiliyor. İnsan, virüsün yayılmasında ana kaynak değil. Bu nedenle mücadelenin odağı insanları birbirinden uzaklaştırmak değil, sivrisinek popülasyonunu kontrol altına almak olmalı.

Batı Nil enfeksiyonlarının büyük bölümü belirtisiz geçiyor. Belirti gösteren vakalarda ateş, baş ağrısı, halsizlik, kas ve vücut ağrıları, bulantı, kusma veya döküntü görülebiliyor. Çok daha az sayıda vakada virüs sinir sistemini etkileyerek menenjit veya ensefalit gibi ciddi tablolara yol açabiliyor. İleri yaştaki ve bağışıklık sistemi zayıf kişiler için risk daha yüksek.

Küçük ada, avantaja çevrilebilir

KKTC'nin küçük yüzölçümü, sivrisinek popülasyonunu ülke çapında merkezi olarak takip edecek bir sistem kurulması açısından avantaj sayılabilir. Hangi bölgede hangi sivrisinek türünün yoğunlaştığı, larva bulunan alanlar ve virüs riski taşıyan bölgeler sürekli izlenebilir.

Sadece araçlarla sokak ilaçlaması yeterli görülmüyor; mücadelenin sivrisinek uçmadan, larva aşamasında başlaması gerekiyor. Durgun sular, kullanılmayan havuzlar, açık su depoları, variller, saksı altları, eski lastikler, yağmur suyu biriken alanlar, kanal ve rögarların düzenli kontrolü öneriliyor.

Kurumlar arası koordinasyon şart

Sağlık Bakanlığı, belediyeler, Veteriner Dairesi ve Çevre Dairesi'nin ayrı programlar yürütmesi yerine KKTC'nin tek bir mücadele alanı olarak ele alınması gerektiği vurgulanıyor. Sivrisinek belediye sınırı tanımadığından, bir bölgedeki başarılı mücadele, komşu bölgede üreme alanlarının kontrolsüz kalması durumunda etkisini kaybedebiliyor.

Ülke genelinde sivrisineklerden düzenli örnek alınıp Batı Nil Virüsü testi yapılması, kuşlar ve atlar üzerinden virüsün doğadaki dolaşımının takip edilmesi öneriliyor. Bu sayede insan vakaları artmadan önce risk artan bölgeler belirlenebilir. Toplanan verilerle yeşil, sarı, turuncu ve kırmızı bölgelerin işaretlendiği bir risk haritası oluşturulabilir; virüs tespit edilen veya insan vakası görülen bölgelerde mücadele yoğunlaştırılabilir.

Vatandaşların da bu sistemin parçası olması gerektiği belirtiliyor. Her ev, iş yeri ve bahçede haftada birkaç dakika yapılacak kontrol önem taşıyor; içinde birkaç gün su kalan küçük bir kap bile sivrisinek üremesi için uygun ortam oluşturabiliyor.

Öneriler arasında düzenli sürveyans, sivrisinek sayımı, virüs taraması, üreme alanlarının temizlenmesi, larvayla mücadele, risk yükseldiğinde bölgesel ilaçlama ve insan vakalarının anlık takibi yer alıyor. KKTC'nin küçük yüzölçümü ve sınırlı kurum sayısının, doğru organizasyonla riskli bölgelerin hızlı haritalandırılmasına imkân verebileceği belirtiliyor.

Kıbrıs'ın kaydını kaçırma

Her gün bir "Kıbrıs'ın Hikâyesi", son dakika ve günün özeti — takipte kal.

İlgili Kayıtlar